1 Kasım 2015

Hepimizin bildiği gibi 7 Haziran 2015 seçimlerinde, AKP, HDP’nin % 10 barajını geçmesiyle tek başına iktidara gelememişti. Bu seçimlerden 1 aydan daha uzun bir süre sonra, koalisyon görüşmeleri devam ederken, 15 Ağustos 2015 tarihinde BBC’nin internet sitesinde şu haber yer alıyordu:

“10 Ağustos 2014’te cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle yeni bir döneme girildiğini kaydeden Erdoğan, ‘Artık ülkede sembolik değil, fiili gücü olan bir cumhurbaşkanı var. Cumhurbaşkanı elbette yetkiler çerçevesinde, ama doğrudan millete karşı sorumlu olarak görevini yürütmek durumundadır. İster kabul edilsin ister edilmesin, Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun Anayasal olarak kesinleştirilmesidir’ diye konuştu.”

Bu fiili durumun Anayasal olarak kesinleştirilmesinin yolu mecliste 330 milletvekiline sahip olmaktan geçtiği için yapılması gereken seçimleri tekrarlamaktı. AKP ile CHP’nin yürüttükleri koalisyon görüşmeleri tıkanınca, sağduyu sahibi hemen herkesin böyle bir koalisyon talebi olmasına karşın, vakit kaybetmeden 1 Kasım 2015’te “tekrar seçim” ilan edildi.

Bu arada güzel ülkemizde kan gövdeyi götürüyor, Suruç katliamıyla başlayan süreç, gencecik çocuklarımızın ve askerlerimizin hayatlarını kaybetmeleriyle devam ediyor, Ankara katliamıyla doruk noktasına ulaşıyordu. HDP’nin düşman ilan edilip Barış Süreci’nin askıya alınmasıyla – ateşkes karşılıklı olarak ihlâl edilerek –  tarih, 7 Haziran 2015 seçimlerinden bu yana 700 civarında kişinin hayatını kaybetmiş olduğunu not edecekti.

 

ağaçlar

 

Şimdi, 1 Kasım 2015’e 1 gün kaldı. Yayınlanan kamuoyu yoklamalarına göre, bazı araştırmacılara için düşük bir ihtimalle tek başına iktidara gelebilmesi söz konusu olsa da, AKP’nin tek başına iktidar olması zor ve yapılan tahminler 7 Haziran 2015 seçim sonuçlarına oldukça yakın görünüyor. Öyle anlaşılıyor ki, AKP MHP’nin tabanından biraz oy alacak, CHP biraz yükselecek, HDP ise aynı pozisyonunu koruyacak. Bu durumda MHP biraz oy kaybetmiş olacak. Bununa birlikte, her nedense, bu seçim sonuçlarının tahmin edilemez olduğunu söyleyenler de yok değil.

Peki, 7 Haziran 2015 seçim sonuçlarına yakın bir tabloyla karşılaşırsak yeni bir seçime hazırlıklı mı olmalıyız? Olmadı bir daha, olmadı bir daha. Nereye Payidar nereye? “End of elections.” Yoksa ufukta bir AKP-MHP koalisyonu mu var, AKP-CHP koalisyonu mu? Bilmiyoruz.

* * *

Şöyle ya da böyle, Cumhuriyet tarihimiz süresince elitist kadrolar tarafından ötekileştirilen muhafazakârların temsilcileri iktidara geldiklerinde karşı tarafı ötekileştirmeye çalıştılar ve sonunda hemen herkesin birbirini ötekileştirerek itibarsızlaştırmaya can attığı, kendiyle kavgalı bir toplum olduk. Komşularımızla ilişkilerimizin durumu da hiç farklı değil. Hayli kritik bir aşamadayız. Işık uzakta ve belli belirsiz sızıyor. 7 Haziran 2015 seçim sonuçlarını Türkiye coğrafyasına yatırdığımızda, ortaya çıkan tablo, nereden baktığınıza bağlı olarak, bir bakıma çok renkli ve çok sesli, bir bakıma ise paramparça ve bölünmüş bir izlenim yaratıyor.

Doğu sorununu ciddiye almayıp tüm yatırımları yıllar boyunca batıya yapmanın, eşitsiz gelir dağılımının devam etmesini sağlamaya çalışmanın, özgürlükleri kısıtlamanın, din savaşlarını körüklemenin, yoksulluk ve yolsuzlukların üzerine gitmemenin, kimlikleri korumanın, – kastım, kimlikler üstü bir anlayış sergilememenin – özetle sürekli denge arayışında olup değişime direnmenin kimseye bir faydası yok ve sürdürülebilir değil.  Oysa tüm canlı varlıklar doğaları gereği değişmek, yenilenmek, büyümek, sınırları keşfetmek vb. için denge dışında olmak durumundadırlar.

Çok partili yaşamımızın bu en kritik seçimlerinin sonuçları bir çatallanma ya da kırılma noktasına geldiğimizin işareti olacak gibi. Dileyelim ki, daha adil, daha eşit ve daha özgür bir geleceğe bayrak açalım…

, , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.