Akhisar

Bir Düğün Gecesi

“Hey komşular, hadiyin gari, geç kalıyoz. Gelin yarım saat sonra çıkıyo. Gelini çıkarkene göremezsek düğüne gitmenin ne manası kalır ki? Çabuk olun, çabuk çabuk. Dur gız çekiştirip durma, eteğimi buruşturacaksın” dedi bir komşu sokak kapısına dan dan diye vururken eteğindekini çocuğunun kolunu itiştirerek. Bir başka komşu ise, “Kızım babanın yemeğini koyuverdin mi? Hadi hadi orada […]

,

Akhisar’da Döngüsel Bir Yolculuk

Gaston Bachelard Su ve Düşler’de “… İnsanın doğduğu memleket bir uzam olmaktan çok bir maddedir; bir granittir ya da bir topraktır, bir rüzgârdır ya da bir kuraklık, bir sudur ya da bir ışık. Onda maddeleştiririz hayallerimizi, düşümüz onunla doğru tözüne kavuşur; temel rengimizi ona sorarız” derken,  tam da söylemek istediklerimi ifade etmektedir. Akhisar’da döngüsel bir […]

, , , , , , , , ,

Gurbette Olmak

“Ah, gelir, gelir, Mustafam gelir. Çok şükür, sağ salim kavuştuk yine.” Bu annem.  “Deme mari Nevriye, sayı mı söylersin, kızanım mı gelir. Şu gözlüklerle hiç seçemez oldum artık. Sahir’e söyleyeyim de değiştirsin bunları.” Bu da babaannem. Annem ayakta, babaannem de kapının eşiğine oturmuş beni beklerlerken ben de Yeni Yol’dan çeşmeyi dönerek 106 Sokağa girmiş bulunuyorum. […]

, , , , , , , , , , , , , , , ,

Ali Şefik Ortaokulu

O zamanlar bir türlü bitmeyen ilkokul bitmiş, Ali Şefik Ortaokulu’na yazılmıştım. Ortaokulum, babamın çalıştığı Yeni Eczaneye yakın olup Tahir Ün’e paralel olan cadde üzerindeydi. Ortaokul birinci sınıfta H, ikinci ve üçüncü sınıfta ise B şubelerindeydim. Matematik ve Tükçem iyi olduğu için iki yıl üst üste iftihara geçmiştim. Artık büyüyordum, numaram da büyüyordu ve 950 olmuştu. […]

, , ,

Misakımillî İlkokulu

28 Mayıs 1962 tarihinde okullar kapanmadan kısa süre önce, yaza girerken güneşli ve  pırıl pırıl bir gün çekilmiş tam kırk iki yıllık bir fotoğraf ve ben ilkokul birinci sınıfa gidiyorum. Ben nerede miyim? Sağda en arkada ayakta duruyorum. Yanımda sağdan sola doğru sıra arkadaşım Seval, yakın arkadaşlarımdan Melih, dans partnerim Mualla, İhsan, skeç arkadaşım Nursen, […]

, , , ,

Şişeyle Yumurtayla!

Şimdi anlatacaklarım mazide kalmış olmakla birlikte kalbimde bir yaradır. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde simit satmak için ara sıra 106 Sokağa gelen yaşlı bir amca vardı. Mahallemize genellikle ilkbahar ya da yaz aylarında geldiğini sandığım bu amcayı, ince, zayıf, kısa boylu ve tam karınca ezmez bir tip olarak anımsıyorum. Adı Tahsin Aga’ydı. “Haydi simiiit. […]

Yazlık Sinemalar

Zamanın yavaş aktığı şahane yıllardı: Altmışlar ve yetmişlerin ilk yılları… Bitimsiz bir sıcak yaz gününün hüküm sürdüğü Akhisar’da ortalık kavrulurdu. Bu, her yıl böyleydi. Sonra, akşamüzerine doğru, itfaiyenin arazözü ana caddeleri yıkamaya çıkar, suyla buluşan asfaltın yüzü güler, kendine gelirdi. Güneş kendini saklamakla saklamamak arasında mütereddit bir tavır takındığında evlerin ya da işyerlerinin önüne şilteler, […]

, , , , ,

Kıpkırmızı Bir Gece

Kıpkırmızı bir geceydi. Herkes endişeli bir telaş içinde oradan oraya koşuşturuyordu. Dedem, hiçbir şey yapamamanın verdiği çaresizlik içinde yüzünde çok üzgün bir ifadeyle sobanın yanında ayakta duruyor, “Allahım sen bize yardım et. Cahit’ime bir şey olmasın” diye dua ederken sağa sola sallanıyordu. Babaannem ise bir yandan elindeki makası, divanın üzerinde yatmış gözlerini tavana dikmiş vaziyette […]

,

Ah Güzel İstanbul

Bir yolcu, “İstanbul’un ışıkları göründü, koşun koşun, İstanbul’un ışıkları göründü” diye bağırıyordu. Sesi duyan babam beni kucağına aldı ve anneme de gelmesini söyleyerek merdivenleri hızla tırmanıp güverteye çıktı. Güvertede çok sayıda insan ayaklarının ucuna basıp yükselerek İstanbul’un ışıklarını görmeye çalışıyordu. Babam bir taraftan koltuk altlarımdan tutup ayakuçlarına basarak beni en yükseğe çıkarmaya çalışıyor, bir taraftan […]

, , , , , , , , , , , , , , , ,

Jean ya da Kot / Kot ya da Levi’s

1967 yılında Akhisar Ali Şefik Ortaokulu’nda birinci sınıfta okurken İngilizce hocamız, sonradan Amerikan Hükümeti’ne istihbarat sağlayarak misyonerlik faaliyeti gösteren Barış Gönüllüleri içinde yer aldığı anlaşılan Mr. Collins’ti. Mr. Collins dersler sırasında kalemimizi ağızımıza sokmamızı önererek telaffuzumuzu Amerikancaya dönüştürmeye, dersler dışında ise bir yandan basketbolumuzu, diğer yandan da İngilizce pratiğimizi geliştirmeye çalışıyordu. Levi Strauss’un pantolonunu – […]

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Previous Posts