Bülent GÜNDOĞMUŞ

Zamanın Bin Bir Yüzü

İnsanlar farklı şeyler yaparken ya da farklı olayların içinde bulunurken farklı zaman deneyimleri yaşarlar. Çalışırken, düşünürken, oyun oynarken, kitap okurken, yazarken, seyahat ederken, uçarken, rüya görürken, törenlere katılırken, spor yaparken, savaşırken, sevişirken, öpüşürken, sevinirken, üzülürken, başarılı ya da başarısız bir anda, uyurken, yürürken, koşarken, yüzerken, otobüste ya da otomobildeyken, işteyken, evdeyken, banyodayken, miting alanında nutuk atarken, toplantı yaparken, dini bir tören sırasında, alışveriş yaparken, tartışırken, bağırırken, kavga ederken, sohbet ederken, içki içerken, rol yaparken, şarkı söylerken, ders çalışırken, ders anlatırken, sınavda, birini beklerken, başka birini bekletirken, tıraş olurken, diş fırçalarken, acıktığında, tokken, yemek yerken, televizyon izlerken, gazete okurken, “facebook”da yorum yapar ve paylaşırken, “tweet” atarken, telefonla konuşurken, bilgisayarda sörf yaparken, çikolata yerken, vb., insanlar bilinçli ya da bilinçsiz olarak çok farklı zaman kategorilerini ifade ederler ve bunlara katılırlar. Bu ve buna benzer durumların her birinde, zamanı, içinde bulunduğumuz mekâna göre, farklı düzey ve biçimlerde algılarız; bazen kısa bazen uzun; bazen yavaş bazen hızlı; bazen ağır bazen hafif; bazen yoğun bazen seyrek; bazen hoş bazen de boş.

 

Yurkovich

Lauren Yurkovich, Face of Time

 

Kadın zamanı vardır, erkek zamanı vardır; sirk zamanı vardır, karnaval zamanı vardır; zor zaman vardır, kolay zaman vardır; sarhoş zaman vardır, ayık zaman vardır. Üstelik kadın zamanı renkli, erkek zamanı ise renksizdir.

Zaman hem fiziktir hem metafizik; hem biyolojiktir hem psikolojik; hem dünyevidir hem dinsel; hem kişiseldir hem toplumsal; hem çizgiseldir hem döngüsel; hem sabittir hem esnek; hem kronolojiktir hem kairolojik; zaman hem geçmiş, hem şimdi, hem de gelecektir.

Hatta zaman bazen uzaklaşır, bazen yaklaşır; bazen içselleşir, bazen dışsallaşır; bazen bir gün asırlar gibi, bazen asırlar bir gün gibi gelir.  Zamanın emeklediği ya da uçtuğu; daraldığı ya da genişlediği bile görülmüştür.

Rüyadayken ya da hayal görürken yaşadığımız zaman deneyimi ise bambaşka olup, geçmiş, şimdi ve geleceğin iç içe geçtiği, düzensiz, karmaşık, hatta kaotiktir.

Özetle, zaman bin bir surattır.

 

Face of Time

Face of Time

 

Bu yazı zamanın yüzleri hakkındadır. Zamanı olana yararlı olmayana zararlıdır. Demek ki, zamanı olan okusun, olmayan ise okumasın…

* * *

Ey, zamanı olanlar, zamanın penceresine hoş geldiniz. Açıyorum.

Zaman Üzerine Pencere

“Cajamarca’da ocak ayı dokuma zamanıdır.

Şubatta narin çiçekler ve rengârenk kuşaklar çıkar ortaya.

Nehirler şarkı söyler, karnaval yapılır.

Martta inekler ve patatesler doğurur.

Nisan sessizlik zamanıdır, mısır taneleri büyür.

Mayısta hasat yapılır.

Haziranın kuru günlerinde yeni toprak hazırlanır.

Temmuzda bayram olur, düğünler yapılır, şeytan dikenleri biter

sabanların açtığı evleklerde.

Ağustosta gök kızıla çalar, rüzgarların ve dertlerin vaktidir.

Ay olgunken, yeşilken değil, ekinler ekilir eylülde.

Ekim yağmurları bıraksın diye yalvarır Tanrı’ya

Kasım ölülerin saltanatıdır.

Aralıkta hayat bayram olur.”[1]

 

Notlar

[1] Galeano, Eduardo. Yürüyen Kelimeler, Çeviren:  Bülent Kale, Çitlenbik Yayınları, İst., 2003, s. 40.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>