Siyah Kuğu ve Uzun Kuyruk

Tekrarlamaktan usanmamalıyız: Araştırmacının en önemli özelliği meraklı olmasıdır. Nassim Nicholas Taleb böyle bir araştırmacı olmalı ki, okurken oturduğunuz ya da yattığınız yerden  şaşkınlık  içinde düşebileceğiniz çok geniş bir  kaynakçaya sahip olan ilginç bir kitap yazmış ve adını da Siyah Kuğu, The Black Swan, koymuş. Alt başlığı Olasılıksız Görünenin Etkisi olan kitap Varlık Yayınları tarafından Türkçe’ye çevrilmiş.

Kitabın temel tezi, dünyanın büyük çaplı rastlantısal değişimlerle geliştiği şeklinde özetlenebilir. Taleb bu büyük çaplı değişimlere Siyah Kuğu diyor.

Siyah Kuğu

Siyah  Kuğu  denilen  olayın  üç  temel  özelliği  var  ve  bunlar; beklenmedik  şekilde,  nadiren ve sıradan olması, olağanüstü bir güce sahip bulunması, beklenmedik  olmasına rağmen ortaya çıktıktan sonra açıklanabilir, diğer bir deyişle geçmişe yönelik olarak öngörülebilir nitelik taşımasıdır. Bu anlamda Siyah Kuğu mantığı bilmediklerimizi bildiklerimizden çok daha önemli kılar. Bu nedenle Umberto Eco’nun kütüphanesinde bulunan yaklaşık 50.000 kitaptan okunmamış olanlar okunmuş olanlardan daha değerlidir. Çünkü ne kadar çok bilirsek okumadığımız kitapların sayısı o kadar çoğalır. Eğer bir gün birisi kütüphanenizdeki kitapları gösterip hepsini okuyup okumadığınızı sorarsa, Eco’nun Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın ’da ifade ettiği gibi şu cevapları verebilirsiniz: “Okuduklarım üniversitede, bunları önümüzdeki hafta okuyacağım”. Ya da “Eğer okusaydım, kütüphanemde işleri olmazdı.” En güzeli ise, “Ben yazarım” olmalı.

 

Kuğu

 

Siyah Kuğu esas olarak Karl Gauss’un Çan Eğrisi ile bir hesaplaşma şeklinde gelişiyor ve doğal olarak biz araştırmacıların sürekli kullandığı tümevarım yöntemini alabildiğine eleştiriyor. Çünkü hayat  ortalamalardan  ibaret  değil;  tam tersine ortalamalardan sapmalar, yani belirsizlikler içinde yaşıyoruz. Bunun temel nedeni sosyal yaşamda  neredeyse hemen her şeyin, nadir ama önemli şoklar ve sıçramalar tarafından üretilmesidir. Görüldüğü gibi Taleb bize bambaşka bir bakış açısı sunmaktadır. Bu çerçevede, kitapta yalnızca ortalamalardan oluşan kümelerin yer aldığı dünya “Vasatistan”, “Mediocristan”, ortalamalardan sapmaların oluşturduğu dünya ise “Aşıristan”, Extremistan”, olarak tanımlanıyor. “Aşıristan”  bir  eşitsizlikler  ülkesidir, “Vasatistan”  ise  ütopya  ülkesi  olarak  anılır;  yok  ülke  olarak çevirebiliriz.

“Vasatistan”, kolektif, rutin, aşikar  ve  öngörülmüş  olanın  zorbalığına  katlanmak  durumunda olduğumuz  bir  yerdir. “Aşıristan”  ise  tekil, raslantısal, görülmemiş ve  öngörülmemiş olanın zorbalığına tabi olduğumuz yerdir. Siyah Kuğu’lar burada ortaya çıkarlar. Bu noktada bir not düşmek yerinde olacaktır. Muhemelen bir anti-komünist olan Taleb, isim vermese de örtük olarak “Vasatistan” ile “Sosyalizm” ve “Aşırıstan” ile “Kapitalizm” arasında bir ilşki kurmaktadır.

Talebe göre dünya adil olmadığı için “Aşıristan”a gitgide daha çok yönelmektedir ya da “Vasatistan”ın etkisi gün geçtikçe azalmaktadır. İşte bu anlayış bile Taleb’in teorisini kapitalizm içinde kalarak ve bu bağlamda geliştirdiğini, diğer bir deyişle gelir dağılımı eşitsizliğini veri kabul ettiğini açık olarak göstermektedir. Bu nedenle Siyah Kuğu’lara  hazırlıklı  olmalıyız, çünkü  güvende değiliz. Ama “Aşıristan”ın  bir önemli özelliği de “şans” faktörünü öne çıkarmasıdır ve bu faktör kapitalizmi canlı tutar. Unutmayalım köşesine çekilmiş erkeklerin zihinsel ve sosyal bakışını değiştiren Viagra bir hipertansiyon ilacı olarak geliştirilmişti.

Kimsenin bir şey bilmediği bu belirsiz dünyada Siyah Kuğu’larla baş etmenin bazı mütevazı yolları şunlardır: Öncelikle beklenmedik ve aniden meydana gelen pozitif ve negatif olayları birbirinden ayırt edin. Çünkü Siyah Kuğu’lar pozitif ya da negatif olabilirler. Kesin ve yerel olanın peşine düşmeyin. Yapacağınız bir şey kalmamıştır. Her fırsatı ya da fırsat gibi görünen her şeyi yakalayın. Hayat budur. Hükümetlerin kesin planlarından kaçının. Hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın ki hiçbir yatırım öngörülen zamanda bitmemiştir. Zamanınızı, tahminciler, ekonomistler, borsa analizcileri ve sosyal bilimcilerin “denge” ve “normal dağılım” peşinde koşanlarıyla mücadele etmeye ayırmayın. Değmez.

Gaussçu yöntemin ana fikri, çoğu gözlemin vasatın ya da ortalamanın etrafında toplanmasına dayanır; ortalamadan uzaklaştıkça sapma olasılığı gitgide (katlanarak)  azalır. Dolayısıyla sıradışıları göz ardı etmemize, yani Siyah Kuğu’ları görmememize neden olur. Taleb'e göre Mandelbrotçu paradigma ölçeklenebilir; yani Siyah Kuğu’lar yakalanıp Gri Kuğu’ya çevrilebilir. Gaussçu paradigmada ortalamadan uzaklaştıkça olasılıklar hızla düşer, ihmal edilir. Örneğin toplam gelirleri 2 milyon $ olan iki kişiden her birinin geliri “Vasatistan”da 1’er milyon $, “Aşıristan”da ise birinin 50.000 $, diğerinin ise  950.000  $’dır. Çünkü Gaussçu Çan Eğrisi büyük sapmalara izin vermez; “Aşıristan”ın araçları, yani alternatif olanları ise uzun ve  sessiz gerilimlere izin verir.

ABD’de  Şükran  Günü’ne kadar her gün daha fazla beslenen bir hindinin boğazının kesileceği gün,  besleyene  olan  güvenin  doruk  noktasında  olduğu  gündür.  Ama  sürpriz. Son gün hindiye yem verilmeyip kesilmesi hindi için tam bir Siyah Kuğu’dur. Tıpkı kurbanlık koyunlar için Kurban Bayramı’nda  olduğu  gibi. 11 Eylül 2001 tam  bir  Siyah  Kuğu’dur.  Viagra,  şans  eseri  ve rastlantısal  olarak  keşfedilmiştir;  tam  bir  Siyah  Kuğu’dur. Son “mortgage” krizi, dünyada likidite fazlası varken aniden patlayıp Siyah Kuğu’ya dönüşmüştür. Sayıları arttırmak mümkün. Ama en önemlisi insanın kendisi tam bir Siyah Kuğu’dur. Çünkü yeryüzünün bir milyar katı büyüklüğündeki bir gezegen insanın dünyaya gelmeme  olasılığını,  bir  toz  zerresi  ise  gelme olasılığını simgeler. Bu nedenle Taleb’i dinleyin ve kendimize hediye edilen şatonun banyosunda küf var diye tasalanmayın.

Uzun Kuyruk

Taleb “Aşıristan” ve “Vasatistan” gibi iki ayrı dünyadan söz ederken, “Aşıristan” da kimsenin güvende olmadığını ifade etmekte, ama hiç kimsenin de kendisini yok olma tehdidi altında hissetmediğini ileri sürmektedir. Çünkü günümüz dünyası, küçük adama başarı kapısının eşiğinde zamanını bekleme imkânı tanır- yani çıkmayan candan umut kesilmez. Talebe göre, Chris Anderson’un keşfettiği Uzun Kuyruk, internet dolayısıyla ayakta kalabilen alt uzmanlıklar ve pazar kovukları (nişler) sayesinde, küçük adamların kolektif olarak kültür ve ticaret hayatının önemli bir bölümünü kontrolleri altında tutacakları fikrini ima eder.

long-tail[1]

Klasik ve Neo-klasik iktisat teorisi kıtlık dünyasının iktisadı olup bir optimum tercihler anlayışının ürünüdür. Artan verimle ortaya çıkan ve internet üzerinden yapılan alış-verişin giderek arttığı bolluk dünyası ise erken 21. yüzyılın en önemli tezahürlerinden biridir. Tarihte ilk kez “hit”ler ve “niş”ler eşit ekonomik temel üzerindedirler ve ikisi de stok tutulmaya değer bulunmaktadır. Stok maliyetlerinin hızla düşmesi arzı arttırmış, talep de bunu izlemiştir. Chris Anderson’un keşfettiği ve Uzun Kuyruk: Kültürün ve Ticaretin Yeni İktisadı adlı kitabında ayrıntılı olarak açıkladığı Uzun Kuyruk teorisi şöyle özetlenebilir: Kültürümüz ve ekonomimiz, talep eğrisinin baş kısmındaki görece az sayıda “hit”e (ana akım ve pazarlar) odaklanmaktan giderek vazgeçip, kuyruktaki çok büyük sayıdaki “niş”e gömülmekte, fiziksel raf alanı kısıtlarının ve diğer dağıtım darboğazlarının olmadığı bir çağda, dar hedefli mal ve hizmetler, ekonomik bakımdan ana akım mal ve hizmetler kadar çekici olabilmektedir. Uzun kuyruk ekonomisinin ortaya çıkmasındaki en temel tetikleyici maliyetlerin düşmesidir ve ortamı cazip hale getiren üç kuvvet vardır. Bunlar sırasıyla ve ilginç bir biçimde, üretim araçlarının demokratikleşmesi, demokratikleşen dağıtımla tüketim maliyetlerinin azalması ve tüketicilere rahatlıkla ulaşabilen ürünleri sunarak talebi kuyruğa doğru çeken arz talep bağlantısıdır. Bize büyük imkanlar sunan ve hemen her istediğimiz kitap ya da CD’yi alma olanağı tanıyan “amazon.com”  karşılaştığımız en önemli uzun kuyruktur.

Temmuz,  2008

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

, , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir