Asterio’nun Evi Dünyayla Aynı Büyüklükteydi

Borges 1966 yılında yaptığı bir söyleşide, yazarların esas olarak kendileri hakkında yazdıklarını şöyle ifade eder:

“Bizlerden farklı şeyle hakkında yazmamız beklenir. Oysa gerçekte geriye kalan sadece bizim hafızamızdır. Okurun nihayetinde bulduğu şey, kendimiz dahi farkında olmasak bile bizim yüzümüz, bizim hatlarımızdır. İşte bu yüzden bizler kendimizden kaçamayız” (Burgin, 2017: 6).

 

Asterion’un Evi

Öykü, Yunan mitolojisi hakkında bir kitap olan Apollodorus Biblioteca’dan yapılan “Ve kraliçe, Asterion adı verilen bir çocuk doğurdu” alıntısıyla başlar. Asterion sonsuz sayıda bölümden oluşan, her şeyin birçok kez tekrarlandığı, oda ve sokak kapıları kilitsiz, mobilyasız, sade, sesiz, özetle benzersiz bir evde yalnız başına yaşamaktadır. Kuşkusuz kendisi de benzersizdir, avamın arasına karışmaz, filozoflar gibi yazı sanatıyla hiçbir şeyin aktarılamayacağına inanır ve ruhu uçsuz bucaksız ve yüce olan şeylere hazırdır.

Oyalanmak için tos vurmaya hazırlanan koçlar gibi başı dönüp yerlere yuvarlanıncaya kadar kan ter içinde dehlizlerde koşmakta, sonra da bir yere sinip arkasından takip eden varmış oyunu oynamaktadır. Uyuma ihtiyacı olmadığı halde bazen uyumakta olan Asterion’un en sevdiği oyun hayal ettiği öteki Asterion oyunudur ki, bir kez daha öteki ile karşılaşırız.

Anlatıcı, yukarıda anlatmaya çalıştığım kaotik evi öykünün bir yerinde şöyle anlatır:

“Evin bütün bölümleri birçok kere tekrarlanıyor, her yer başka yer. Tek bir havuz, avlu, yalak ya da samanlık yok; on dört (sonsuz) samanlık, yalak, avlu, havuz var. Ev dünyayla aynı büyüklükte; ya da daha doğrusu, dünyanın ta kendisi… Her şey birçok kere tekrarlanıyor, on dört kere, ama dünyada sadece iki şey var ki, onlar yalnızca bir tane galiba: yukarıda içinden çıkılmaz güneş; aşağıda, Asterion. Belki yıldızları ve güneşi ve dev evi ben yarattım, unuttum gitti” (Borges, 2009a: 67).

Eve, Asterion kendilerini kötülüklerden kurtarsın diye, her dokuz yılda bir dokuz kişi gelmekte, ancak evin taş dehlizlerinin derinliklerinde öldürülmektedirler. Bu arada, Asterion da, gelen ziyaretçilerin birinden, günün birinde kurtarıcısıyla karşılaşacağını öğrenir ve ondan sonra yalnızlık acısı çekmeyi bırakır. Kendi kendine kurtarıcısının boğa mı, insan mı, insan yüzlü boğa mı, yoksa kendisi gibi mi olacağını sorar.

Öykü şöyle biter:

“Sabah güneşi tunç kılıca çarpıp geri döndü. Üzerinde kanın damlası bile yoktu artık. ‘İnanır mısın Ariadne’ dedi Teseus. ‘Minotauros kendini savunmadı bile” (Borges, 2009a: 68).

 

asterion

 

Minotauros Kimdir?

Jason Wilson’a göre Jorge Luis Borges bedenindeki orantısızlıkla ilgili saplantılar yüzünden hep acı çekmiş, bir fotoğrafının arkasına yaralı bir tapire benzediğini yazmıştı. Gönül kırgınlıkları yüzünden çektiği yalnızlığı unutmak için kendini okumaya adamıştı. Yalnızlık içindeki Minotauros canavarı tarafından anlatılan Asterion’un Evi’ndeki anlatıcı onun en tuhaf özimgesi olarak karşımıza çıkar. Minotauros canavarı boğa başlı bir insan bedenindedir. Psikanalist Julio Woscoboinik, otistik, içe kapanık ve yalnızlık içindeki Asterion’un Borges olduğunu iddia etmiştir. Kendisinin eşsiz bir varlık olduğunu düşünen bu tuhaf yaratık Theseus tarafından öldürülmeyi arzulamaktadır (Wilson, 2011: 87). Bu arada, Asterion eğer Woscoboinik’in vurguladığı gibi Borges ise, kraliçe de Borges’in annesidir.

Adı Minos’un boğası anlamına gelen Minotauros yukarıda ifade edildiği gibi insan bedenli, boğa başlı bir canavardır. Tanrı Poseidon’un kral Minos’a gönderdiği bir boğa ile Minos’un karısı Pasiphae’den doğar. Minos bu korkunç yaratığı saklamak için mimarı Daidalos’a Labyrinthos sarayını yaptırır. Theseus Minos’un kızı Ariadne’nin yardımıyla Minotauros’u öldürür (Erhat, 2015: 207).

Görüldüğü gibi öykü bir Yunan mitolojisinden doğmuştur. Labyrinthos sarayı adından da anlaşılacağı üzere, sonsuz ve girift dehlizlerden meydana gelen bir saraydır; tıpkı Asterion’un Evi gibi.  Bu anamda, Asterion’un Evi, aynı zamanda bir karabasan öyküsü olarak da nitelendirilebilir.

 

Kaynakça

Borges, Jorge Luis (2009a). Alef, çev. Tomris Uyar, Fatih Özgüven, Fatma Akerson ve Peral B. Charum, İstanbul: İletişim yayınları.

Burgin, Richard (2017). Jorge Louis Borges’le Konuşmalar, çev. Osman Akınhay,  İstanbul: Agora Kitaplığı.

Erhat, Azra (2015). Mitoloji Sözlüğü, İstanbul: Remzi Kitabevi

Wilson, Jason (2008). Jorge Louis Borges, çev. Tonguç Çulhaöz, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

 

 

 

 

 

 

, , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.