Yazlık Sinemalar

Zamanın yavaş aktığı şahane yıllardı: Altmışlar ve yetmişlerin ilk yılları… Bitimsiz bir sıcak yaz gününün hüküm sürdüğü Akhisar’da ortalık kavrulurdu. Bu, her yıl böyleydi. Sonra, akşamüzerine doğru, itfaiyenin arazözü ana caddeleri yıkamaya çıkar, suyla buluşan asfaltın yüzü güler, kendine gelirdi.

Güneş kendini saklamakla saklamamak arasında mütereddit bir tavır takındığında evlerin ya da işyerlerinin önüne şilteler, sandalyeler ya da koltuklar atılır, akşamüzeri sohbetleri başlardı.

Bazen mikrofonik, bazen de cırtlak bir ses sohbeti böler, o akşam yedi yazlık sinemadan – ki isimleri, Büyük, Kulüp, Yıldız, Şehir, Tan, Venüs’tür – birinde oynayacak olan filmi anons ederdi. Evet, o yıllarda yaklaşık 45 – 50.000 nüfuslu Akhisar’da tam yedi yazlık sinema vardı. Büyük, Kulüp ve Yıldız’da yabancı, Şehir, Tan ve Venüs’te ise yerli filmler oynardı.

Büyük kasaphanenin önünde yedi sinemada oynayan filmlerin afişlerini seyretmek ömre bedeldi. En solda Büyük Sinema ile başlayan afişler, yanılmıyorsam Tan Sineması ile biterdi. Bu afişleri defalarca, her defasında tekrar başa dönerek yutarcasına seyrederdim.

Evimize hayli yakın olan Büyük Sinema’ya, savaş filmi oynarsa dedemle gider, daha az insanın bulunduğu sağ arka taraftaki sandalyelerimize kurulur, çekirdek ve gazoz eşliğinde filmimizi izlerdik. Babamın önderliğinde ailecek gittiğimizde ise ya en arkadaki localarda ya da orta bölümde yerimizi alırdık. Film arasında genellikle, döndüğünü bile duyduğumuz plaktan Zeki Müren’in billur sesi şakırdı.

Şimdi uzaklardasın / Gönül hicranla doldu

Hiç ayrılamam derken / Kavuşmak hayal oldu

Bende iz bırakan Batı Yakasının Hikâyesi’ni Büyük Sinema’da, Spartaküs, Arkadaşımın Aşkısın ve En Uzun Gün’ü Kulüp Sineması’nda izlemiştim. Büyük Sinema daha çok orta sınıfın, Kulüp Sineması ise şehrin kalburüstü kesiminin gittiği sinemalardı.

Yazlık sinemalar, yaz sıcağından kavrulduğumuz, televizyonun olmadığı o şahane yıllarda, bir nefesti. Tanıdıklarla selamlaşılır, sevgililerle işaretleşilir, çekirdek ya da günebakanla – ki, biz çiğdem derdik – eğlenilir, gazozla ise serinlenilirdi.

“Buz deryası gazuuuzzz, aşlama gazuuuzzz….”

, , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir