Belirme/Emergence

1998 Nobel Fizik Ödülü sahibi Robert B. Laughlin’e göre bilim artık İndirgemecilik Çağı’ndan Belirme Çağı’na, yani olayların temel nedenlerine yönelik olarak yapılan araştırmaların, parçaların davranışından toplu olanın davranışına kaymış olduğu şeklindedir (2015: 240).

Ian Marshall ve Danah Zohar’a göre ise “Bir cisim ya da karmaşık sistem, parçalarının özellikleriyle açıklanamadığı ve tanımlanamadığı ya da bu özelliklere ve ilişkilerine indirgenemediği zaman, onun belirmiş olduğu söylenir”(1998: 137).

Sean Carroll için sihirli bir sözcük olan belirme son derece güçlü, ama aynı zamanda insanı yanıltmaya müsaittir. “Bir sistemin bir niteliği eğer sistemin detaylı ‘temel’ betiminde yer almıyorsa, fakat sisteme daha geniş bir açıdan bakıldığında tespit edilmesi kullanışlı hatta kaçınmaz hale geliyorsa bu, ‘beliren’ bir niteliktir” (2018: 106).

Klasik fizik bir bütünün özelliklerinin daha basit olan parçalarının – nihayetinde atomlarının – ve aralarındaki etkili olan kuvvetlerinin özelliklerine indirgenebileceğini savunur. Oysa örneğin atoma-altı varlıklarla ilgilenen kuantum fiziğinde tüm parçacık ya da sistemlerin özellikleri belirmiştir. Konum, momentum, enerji, spin vb. gözlemlenene kadar mevcut değillerdir, diğer bir deyişle belirsizdirler, ama beklenmedik bir zamanda belirirler.

Bütün parçalarının toplamından büyüktür. Kendi kendine organize olan sistemlere en iyi bir örnek olan beynimiz, herhangi bir parçasına indirgenemeyecek biçimde düşünce üretmemizi sağlar. Bilinç ve kavramsal düşünme belirmeye en iyi örneklerdendir. Belirme başka pek çok yerde gözlemlenebilir. Doğal fenomenlerden karınca kolonileri karıncaların kendi kendilerine organize olmalarıyla belirirler. Benzer bir başka doğal fenomen fırtınalardır. Ekonomiden bir örnek verirsek borsanın da böyle bir özellik taşıdığı söylenebilir.

Vincent van Gogh, Yıldızlı Gece

Bir başka ilginç örnek tablolardır. Vincent van Gogh’un Yıldızlı Gece’si bir gözlem düzeyinde bakıldığında, örneğin bir tuval ya da nesne olarak belli konumlardaki atomlardan oluşur. Resimde atomlar dışında bir şey yoktur. Van Gogh resmine manevi bir enerji aşılamamış, yalnızca boyayı tuvale yerleştirmiştir. Oysa Yıldızlı Gece hakkında konuşurken kullanılan renk çeşitliliğine, tablonun insanda uyandırdığı ruh haline, gökteki ay ve yıldızların dönme hareketine değiniriz. İşte tüm bu üst düzey kavramlar boyayı oluşturan atomların kuru bir listesinden çok başka şeyler olup beliren özelliklerdir.

Sosyal bir fenomen olan Gezi Parkı Direnişi, yarattığı etkiyi de dikkate aldığımızda tam bir beliren özne olarak karşımıza çıkmıştır. Bu konuda http://bulentgundogmus.com/sans-culottesdan-capulculara-2/  bakılabilir.

Notlar

Carroll, Sean (2018). Büyü Resim, çev. Nimet Adıgüzel, İstanbul: Alfa Bilim.

Laughlin, B. Robert (2015). Farklı Bir Evren, çev. Ulaş Apak, İstanbul: Alfa Bilim.

Marshall, Ian & Zohar Danah (1998). Who’s Afraid of Schrödinger’s Cat, New York: William Morrow

, , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir