Bülent GÜNDOĞMUŞ

Çin Ansiklopedisinin Büyüsü

Michel Foucault Kelimeler ve Şeyler’in önsözüne şöyle başlar:

“Bu kitabın doğum yeri, Borges’in bir metninin içindedir. Okunduğunda, düzene sokulmuş tüm yüzeyleri ve varlıkların kaynaşmasını bizim için yatıştıran tüm düzlemleri sarsalayarak, bizim bin yıllık Aynı ve Başka uygulamamızı şirazesinden çıkararak ve onu uzun süre boyunca kaygılara sevk ederek, tüm düşünce alışkanlıklarını – bizimkileri: bizim çağımız ve coğrafyamızın sahip olduklarını – sarsan gülüşün içindedir. Bu metin bir Çin ansiklopedisini zikretmektedir” (Foucault, 2015:11).

Umberto Eco’ya göre kaotik listeleme konusunda Pablo Neruda ile Italo Calvino oldukça başarılıdır, ama tutarsız listelerin içinde en kaotik olanı, Borges’in uydurduğu ve Michel Foucault’nun yukarıda sözünü ettiği John Wilkins’in Analitik Dili adlı öyküde yer alan bir Çin ansiklopedisindeki hayvanların listesidir (Eco, 2011: 157). Ansiklopedi hayvanların şu şekilde bölünmesini önermektedir:

 “a) İmparatora ait olanlar, b) mumyalanmış olanlar, c) evcilleştirilmiş olanlar, d) süt domuzları,  e) denizkızları, f) masalsı yaratıklar, g) başıboş köpekler, h) bu sınıflandırmaya girenler, i) deli gibi çırpınanlar, j) sayılamayacak kadar çok olanlar, k) devetüyünden ince bir fırçayla resmedilenler, l) vesaire, m) biraz önce bir sürahiyi kıranlar, n) uzaktan sinek gibi görünenler”( Borges, 2000: 231).

Eco, Borges’in listesinin sadece bütün tutarlılık ölçütlerine meydan okumakla kalmadığını, aynı zamanda uyumluluğun bütün mantıklı ölçütlerine kaşı çıktığını öne sürer.  Çünkü insan, şu “vesaire”nin dizinin sonuna ekleneceklerin yerine değil de listedeki maddelerin arasına konmasının nasıl bir anlam taşıdığını çözemez. Tek sorun bu değildir. Listeyi gerçekten karıştıran şey, sınıflandırılan maddeler arasına “bu sınıflandırmaya girenler”i de katmasıdır ki tam bir paradoksla karşı karşıya kalırız (Eco, 2011: 158).

 

Foucault

Michel Foucault

Buna karşılık Foucault, olanaksız olarak nitelediği bu sınıflama karşısında büyülenmiştir. Hayvanların bir kısmı fantastik (masalsı yaratıklar ve denizkızları) varlıklar bir kısmı ise gerçek (deli gibi çırpınanlar ve sürahiyi kıranlar) varlıklardır. Bununla birlikte akla sığmayan, hem karada hem de denizde yaşayan, iğrenç, şeytani, kaygan derili, alev püskürten canavarımsı hayvanlar listeye giremez. Gene de, alışılmamış buluşmaların tuhaflığı söz konusudur ve her birini birbirine bağlayan şey alfabetik dizidir (a, b, c, d). Ama insanı büyüleyen, aralarında hiçbir ilişki olmayan “şeylerin” aniden komşu haline gelmeleridir. “i) deli gibi çırpınan, j) sayılamayacak kadar çok olan, k) devetüyünden ince bir fırçayla resmedilen” hayvanların sıralanışı mekânı tahrip eder. Bu hayvanlar yazıya döküldüğü sayfa dışında nerede bir araya gelebilirler? Ama dil onlara bir mekân açar (Foucault, 2015: 13).

Michel Foucault Borges’in bu kuraldışını parıldatan düzensiz sınıflaması üzerine uzun süre güler. Sonra Borges’in sınıflamasına giren “şeyler” için ortak bir yer tanımlamanın olanaksız olduğunu ileri sürerek teselliyi ütopyalarda arar: “Eğer bunların hakiki bir yeri yoksa; bunun nedeni bunların hepsinin birden büyülü ve düz bir mekânda serpiliyor olmalarıdır” (Foucault, 2015: 15).

 

Borges

Jorge Louis Borges

Foucault’a göre Borges’in metni Batı için adının bile büyük bir ütopya oluşturduğu bir bölgeyi, yani Çin’i anlatmaktadır. Gerçekten de Çin kültürü Batılıların düşünde evrenin ayrıcalıklı, en özenli, en hiyerarşik, zamanın uzamın akışına en çok bağlı bulunduğu, duvarlarla çevrelenmiş bir kıtanın tüm yüzeyi üzerine yayılmış donmuş bir uygarlıktır. Hatta yazısı bile sesin kaçan uçuşunu yatay satırlar halinde yeniden üretememektedir ve bu yazı şeylerin kendilerinin hareketsiz ve hala tanınabilen imgelerini ayağa dikmektedir (Foucault, 2015: 17). Foucault burada örtük olarak Çin dilindeki harflerin kelime oluşturmak için yan yana gelerek satır oluşturmadıklarını ve her kelime için farklı bir harf (imge) olduğunu ifade ederek yazılmakta olan Çin ansiklopedisinin kaotik yapısını ortaya koymaktadır:

“Öylesine ki, Borges tarafından zikredilen Çin ansiklopedisi ve önerdiği tasnif sistemi, mekânsız bir düşünceye; odu ocağı olmayan, ama aslında karmaşık biçimler, arapsaçı gibi dolanmış yollar, garip yerler, gizli geçitler ve öngörülemeyen iletişimlerle tıka basa dolu görkemli bir evrene dayanan kelime ve kategorilere götürmektedir…” (Foucault, 2015: 17).

Peki, bu kaostan bir düzen çıkar mı? Diğer bir deyişle bu kaotik sınıflamayı nasıl anlaşılabilir kılabiliriz? Foucault’a göre şeyler arasında düzen kurmak, sonuçları birbirine bağlamak değil, somut içerikleri birbirine yaklaştırmak ve soyutlamak, çözümlemek, ayarlamak ve nihayet uyarlamaktır. Düzene, bir sistemi oluşturan unsurlar arasındaki farklılığın ve bunun altındaki benzerliğin yer aldığı eşiği tanımlayarak geçilir. Düzen, anılan bu unsurların birbirlerine en uygun bir şekilde denk düştükleri gizli bir şebeke olarak, bir bakışın, bir dikkatin, bir dilin çerçevesi içinde var olabilen bir şeydir ve zaten hep oradaymış gibi sessizce telaffuz edilmeyi bekler (Foucault, 2015: 18).  Ta ki belirene kadar…

 

Notlar

Borges, Jorge Luis (2000). Selected Non-Fiction, Ed. Eliot Weinberger, Trans. Esther Allen, Suzanne J. Levine, Eliot Weinberger,  NY: Penguin Books.

Eco, Umberto (2011). Genç Bir Romancının İtirafları,  çev.  İlknur Özdemir, İstanbul, Kırmızı Kedi Yayınları.

Foucault, Michel (2015). Kelimeler ve Şeyler, İnsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi, çev. Mehmet Ali Kılıçbay, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları.

 

 

 

 

 

, , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>