Demokrasinin İnşasında Araştırmanın Rolü

18/21 Eylül 2005 tarihleri arasında Cannes’da yapılan ESOMAR Kongresi’nin ana başlığı “Fark Yaratmak” konmuştu. Özellikle “tema” konuşmacılarının gösteri yapmaktan geri kalmadığı kongrenin ilginç sunumlarından birisi “İngiltere’de Demokrasi’nin İnşası” başlıklı sunumdu.

İngiliz Hükümeti son seçimlerdeki katılım oranının düşüklüğünden dolayı seçmenlerin bu kayıtsızlığının nedenlerini ortaya çıkarmak için bir dizi araştırma yaptırmaya karar vermiş. Araştırmanın amacı anılan nedenleri ortaya çıkarmak ve seçmenlerin kendilerini ilgilendiren konular hakkındaki karar süreçlerine katılmalarını sağlamak olarak tanımlanmış. Yurttaşlar arasındaki güven ve şeffaflığı da pekiştirmeyi amaçlayan araştırma Opinion Leader Research tarafından dizayn edilmiş ve tartışma odaklı çok sayıda toplantı (grup tartışması, çalışma grupları, juri vb.) ile gerçekleştirilmiş.

Araştırma süreci tartışmacıların tartıştıkları konu hakkında bilgilendirilmeleri ile başlamış ve zaman konusunda bir sınırlama konmamış. Süreçte, tartışmacıların kendilerini bir tüketiciden ziyade yurttaş olarak algılanmaları sağlanmış ve amaç kesin ve net olarak açıklanmış. Sürece İngiliz Hükümeti’nin hiçbir müdahalesi olmamış ve böylece tartışmacıların kendilerini bağımsız hissetmelerine olanak yaratılmış.

Araştırma konuları, gen yapısı değiştirilmiş besin maddelerinin kullanılması, Tarım, Çevre ve Biyoteknoloji Komisyonu’nun faaliyetleri, isteğe bağlı ameliyat uygulamaları, Lewisham İlçe Konseyi için yapılan trafik planlaması ve doku bağışı için embriyo seçimi gibi birbirinden farklı, bazılarının uzmanlık gerektirdiği alanlar olmuş. Tartışmacılar öncelikle tartışacakları konular hakkında uzun uzun bilgilendirilmişler, daha sonra ise tartışma süreci başlatılmış. Özellikle bilgilendirme aşamasından sonra, tartışmacıların anılan konular hakkında taraf olmaya ve fikir yürütmeye başlamaları kullanılan yöntemlerin doğruluğunu teyit etmiş. Örnek olsun, isteğe bağlı ameliyat konusu, hastalar, doktorlar ve kural koyuculardan oluşan hedef gruplar arasında çalışma grupları oluşturularak tartışılmış ve araştırma sonunda, hastaların konu hakkında çok daha fazla bilgi sahibi olmak istedikleri ortaya çıkmış. Ayrıca seçme haklarının daha geniş bir alana yayılmasını isteyen hastalar, gerek doktorlara, gerekse kural koyuculara yol gösterici önerilerde bulunmuşlar. Araştırma sonunda hükümet planlarını gözden geçirme yoluna gitmiş ve daha kapsamlı araştırmalar yaptırmaya karar vermiş.

Tüm bu projeler gerçekleştirilirken ulusal, bölgesel ve yerel basının desteği sağlanmış, böylelikle karar süreçlerine katılan yurttaşlar seslerini duyurma imkânı bulmuşlar.

Görülüyor ki, demokrasinin beşiği İngiltere günlük yaşamdan verdiği örnek konuları araştırma bağlamı içinde ele alarak demokrasinin sınırlarını geliştirmeye çalışıyor. Diğer bir deyişle demokrasinin inşasında araştırmaya önemli roller yüklüyor.

Peki biz ne yapıyoruz? Aynı yılın Ekim ayında, İstanbul Levent’te yapılması gündeme gelen ve tüm ülkeyi ilgilendiren Dubai Kuleleri ile ilgili olarak atıp tutmuş,  kimsenin aklına bölgeyi önemli ölçüde değiştirecek olan kulelerin gerekliliğiyle ilgili yurttaşlara soru sormak, eğer bir karar alınacaksa onları da bu sürece katmak gelmemişti.

Uzun olmayan bir gelecekte çökme ihtimali çok yüksek olan sosyal sigorta sistemini yurttaşlarla birlikte sorgulayarak uzmanlara ve kural koyuculara yol gösterici bilgiler elde etmek çok iyi bir araştırma olacağı gibi demokrasinin aşağıdan yukarıya doğru yapılandırılmasında önemli katkılar sağlayabilir.

Her bayram tatilinde yüzlerce insanın ölümüne neden olan trafik kazalarının nedenlerini derinlemesine analiz ederek bu konuda alınacak olan kararlara bizzat halkı da katmak çok anlamlı bir araştırmaya imza atmak olur. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Bu ve benzeri projeleri hayata geçirmek, bizim gibi bir toplumda hayli zor ama yapılabilecekler olduğunu da söyleyebiliriz. Öncelikle, merkezi ve yerel yönetimlerin bu projeleri desteklemesine çalışılmalıdır. Çünkü,  projelerin sonuçları en çok onları ilgilendirmektedir. İkinci olarak ise projeler sosyal sorumluluk anlayışı içinde değerlendirilmeli ve özel sektörün katkıları sağlanmalıdır. Bu konuda küresel ve yerel büyük şirketlere önemli görevler düşmektedir. Hemen tüm büyük şirketlerin web sitelerinde, yaptıkları sosyal sorumluluk projeleri yer almaktadır. Fakat bu projeler kamuoyuna yeterince duyurulamamaktadır. Bu nedenle her bir projenin İngiltere’de olduğu gibi güçlü bir basın kampanyası ile desteklenmesi yerinde olacaktır.

Model bellidir. Öncelikle, çözüldüğünde kurumun itibarını arttıracak bir sorun sosyal sorumluluk projesi biçiminde gerçekleştirilir. Daha sonra eğer varsa, bu sorunla mücadele eden sivil toplum kuruluşu ile ilişkiye geçilir ve medyanın da desteği alınarak projenin gerçekleştirilmesine çalışılır. Hiyerarşilerden ağlara, egemenlikten ortaklığa doğru evrilen yeni düşünce ve değerler anlayışı bunu gerektirmektedir.

Gezi

Bu yazıyı 2006 yılının Temmuz ayında yazmıştım. Aradan geçen 8 yılda, özellikle katılımcı demokrasinin inşası yönünde araştırma kullanımı konusunda çok fazla bir şey değişmediğini gördüm. Oysa, hiyerarşilerden ağlara ve egemenlikten ortaklığa doğru evrilen yeni düşünce ve değerler anlayışı Gezi Parkı Direnişi ile “yeni bir özne” nin ortaya çıkmasına neden olmuş, ama aniden ve kendi kendine organize olarak beliren bu durum önceden tahmin edilememiştir. Kuşkusuz bir ülke  sadece kamuoyu yoklamalarıyla yönetilemez. Ama İngiltere’de yapıldığı gibi, AVM, hava alanı, köprü vb. yatırımlarıyla ilgili kararlar kamuoyu yoklamaları yapılarak alınmış olsaydı, durum muhtemelen bundan hayli farklı olur, demokrasi kazanırdı. Belki o zaman 2020 olimpiyatlarını bile alabilirdik. Kim bilir?

Önümüzdeki dönemde özellikle “beliren yeni özne”yi ve bunun etrafında yapılan tartışmaları anlamak tüm araştırmacıların görevi olmalıdır.

 

 

, , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.