Gaston Bachelard

Sihirli Üçgen

Derler ki, ömrümüzün yarısına ulaştığımızda çocukluk anılarımız yeniden canlanır. Çünkü yaşamımızla bütünleşmeden önce uzun süre bekleyen çocukluğumuz dile gelmek ister. Düş-kuran bu olanağı kaçırmak istemez ve sis perdesini aralayarak anılarına döner. Ama geçmişten şimdiye ulaşan bu anılar sadece olmuş oldukları zamana ait değildir artık; kozmik bir nitelik kazanmışlardır. Her insanın o kadar çok çocukluğu vardır […]

, , ,

Süfür

Düşünüyordum. Edgar Morin’in rüya hakkında yazdıklarına dalmış, rüyanın insanı ne kadar zenginleştirdiğini düşünüyordum. Peki, zaman ne oluyordu? Biz rüya görürken zaman ne oluyordu? Kısalıyor mu, uzuyor mu, yoksa aynı mı kalıyordu? Bunu anlamak için zamanın ne olduğunu bilmek gerekmiyor muydu? Peki öyleyse zaman neydi? “Quid est enim tempus? Si nemo a me quaerat, scio, si […]

, , , , , ,

Duru Nehir: Sessiz Sitemsiz

“Bize gerçeği tutkuyla sevdiren şey gerçeğin bilinmesi değildir. Temel ve birincil değer duygudur. Doğayı bilmeden, iyice görmeden, temeli başka yerde atılan bir aşkı nesnelerde gerçekleştirerek sevmeye başlarız. Sonra, ayrıntısını ararız, çünkü genel olarak nedenini bilmeden seviyoruzdur onu. Onun hakkında yaptığımız coşku dolu betimleme, bir zamanlar ona tutkuyla, aşkın kalıcı ilgisiyle bakmış olduğumuzun kanıtıdır. Ayrıca, doğa […]

, , , ,

“Mor ve Al”: İzmir Numune Pavyonu

Yatılı okulda okumanın en güzel taraflarında biri, her ne kadar sürekli bir nöbetçi öğretmen ya da sürveyan yani gözetmen baskısı varmış gibi görünse de, bundan kurtulmanın yollarının da olması, daha doğru bir deyişle, bu yolların yaratıcı bir biçimde ve ortak akılla keşfedilmesidir. Hiç unutmam, bizden üst sınıflardan birinde okuyan, tembel mi tembel, ama lisemizin futbol […]

, , , , , , , , ,