Diyalektik

Karl Marx Kapital’in ilk cildinin Almanca İkinci Basıma Sonsöz’ünde, daha önce eleştirdiği Hegelci diyalektiğin gizemlileştirici yönünden söz ederken, Hegel’i büyük bir düşünür, kendisini de onun öğrencisi ilan eder. Çünkü ona göre diyalektiğin genel hareket biçimlerini ilk olarak kapsamlı ve bilinçli şekilde ortaya koyan Hegel olmuştur. Ama şunu da ekler: “Hegel’de diyalektik baş aşağı durur. Gizemsel kabuğun içindeki rasyonel özü bulmak için tersine çevrilmesi gerekir” (Marx, 2011: 29).

Henri Lefebvre’in Hegel’den aktardığına göre, çelişki taşımayan, yani zorunlu ve zıt iki belirlenim taşımayan bir nesne yoktur. Çelişkisiz nesne ancak idrak gücünün ürettiği bir soyutlama olabilir (Lefebvre, 2018: 19).

 

hegel 1

 

Hegel Mantık Bilimi’nde şöyle yazar:

 Öyleyse arı Varlık ve arı Yokluk aynıdır. Gerçeklik olan ne Varlık ne de Yokluk, ama Varlığın Yokluğu ve Yokluğun Varlığa geçmiş olmasıdır – geçmesi değil… Varlık ancak Yokluk kadar vardır, ya da Herşey akıştadır ki, Herşey Oluştur demektir… Varolan her şey yitişinin tohumunu kendisinde taşır ve evrik olarak (ters yönde) Ölüm yeni bir yaşama giriştir… Varlık ve Yokluk gerçekte aynıdırlar… Varlık ve Yokluk arasında bir ara – durum olmayan hiçbir şey yoktur…    Böyle saltık (bağımsız) olarak ayrılmış görünen şeylerin kendi kendileri yoluyla, özsel doğaları yoluyla birbirlerine geçmelerini ve (ayrılıkları üzerine) varsayımın kendi kendisini ortadan kaldırmasını sağlayan daha yüksek ussal devrime Diyalektik deriz. Birliklerini, Oluşlarını gerçeklikleri olarak göstermek Varlık ve Yokluğun kendilerinin eytişimsel (diyalektik) içkin doğalarıdır” (Hegel, 2014: 61, 78).

Bertell Ollman Yabancılaşma’da Karl Marx’ın diyalektiğini şeylere bakmanın bir yolu olarak niteler. Ollman’a göre,  “Marx’ın diyalektiği, şeyleri, diğer şeyler içinde, diğer şeylerle birlikte ve diğer şeyler aracılığıyla gerçekleşen gelişmelerinin birer momenti olarak görmenin yoludur” (Ollman, 2008: 101).

 

engels

 

Friedrich Engels’e göre ise “Gerçekte diyalektik, doğanın, insan toplumunun ve düşüncenin genel hareket ve gelişme yasaları biliminden başka bir şey değildir” (Engels, 1977: 240-241). Engels en temel üç diyalektik yasasını şöyle verir (Engels, 2014: 74, Woods ve Grant, 2018: 68, Ollman, 2008: 105):

  • Niceliğin niteliğe dönüşümü ya da tersi (Bir varlığın miktarındaki ya da sayısındaki azalma ya da artışın belli bir noktada bu varlığı niteliksel olarak yeni bir varlığa dönüştürmesi)
  • Karşıtların, yani zıt kutupların birliği ve iç içe geçmesi (Özdeşlik ya da farklılık, Yin ve Yang, rastlantı ve zorunluluk, neden ve sonuç, sevgi ve nefret, iyi ve kötü, zengin ve yoksul, vb. zıtlıklar)
  • Çelişki ya da yadsımanın yadsınması (Bir tohumun filizlenmesi, kullanım değeri ve mübadele değeri, meta ve para, kuantum sıçramasıyla protonun hem proton hem de nötron olması, Newton’un parçacık teorisinin Maxwell’in dalga teorisi tarafından yadsınması ve dalga – parçacık ikiliğinin doğması, hareketin kendisi, vb.)

Friedrich Engels’e göre,

“Hareket maddenin varoluş biçimidir. Hiçbir zaman, hiçbir yerde, hareketsiz madde ne olmuştur, ne de olabilir. Uzayda hareket, her göksel cisim üzerinde daha küçük kitlelerin mekanik hareketi; ısı, elektrik ya da manyetik akım biçiminde moleküler titreşim; kimyasal dağılma ve bileşim; organik yaşam: evrendeki her madde atomu, her belirli anda, bu hareket biçimlerinden herhangi birine ya da aynı zamanda birçoğuna birden katılır. Her hareketsizlik, her denge, sadece görelidir, ancak şu ya da bu belirli hareket biçimine göre bir anlamı vardır… Hareketsiz madde, maddesiz hareket kadar akıl almaz bir şeydir” (Engels, 1977:127-128).

Öte yandan, yine Engels’e göre, nesneleri durağan, cansız, birbirlerinden bağımsız ve yan yana ya da arka arkaya düşündüğümüz sürece onlarda bir çelişkiye rastlamayız, ama onları hareketleri, değişimleri, yaşamları ve birbirleri üzerindeki karşılıklı etkileri içinde düşünmeye başladığımızda işler değişir, çelişkiye düşeriz. Hareketin kendisi bir çelişkidir. Çünkü mekanik yer değiştirme bile bir cismin aynı anda hem bir yerde, hem de başka bir yerde, olması ya da olmaması halinde gerçekleşir. Hareket, bu çelişkinin sürekli olarak ortaya çıkması ve çözülmesi halinde oluşur. Aynı biçimde, her organik varlık, her an hem aynı, hem de aynı – olmayan şeydir. Sürekli olarak, yabancı maddeleri özümler, başka yabancı maddeleri atar. Vücudumuzdaki hücreler her an yok olur ve yeni hücreler oluşur, zamanla da tüm hücreler yenilenmiş olur. Kısaca yaşam, varlığın her an hem kendisi, hem de başkası olmasına dayanır. Bu anlamda yaşam da şeylerin ve süreçlerin kendinde var olan ve sürekli olarak ortaya çıkan ve çözülen bir çelişkidir. Bu çelişki biter bitmez, dengeye ulaşılır, yaşam biter (Engels, 1977: 128, 212-213).

 

Kaynakça

Engels, Friedrich (1977). Anti-Duhring, çev. Kenan Somer, 2. Baskı, Ankara: Sol Yayınları.

Engels, Friedrich (2014). Doğanın Diyalektiği, çev. Arif Gelen, 10. Baskı, Ankara: Sol Yayınları.

Hegel, Georg Wilhelm Friedrich (2014). Mantık Bilimi (Büyük Mantık), çev. Aziz Yardımlı, İstanbul: İdea Yayınevi.

Lefebvre, Henri (2018). Diyalektik Materyalizm, çev. Barış Yıldırım, İstanbul: Sel Yayıncılık.

Marx, Karl (2011). Kapital 1, çev. M. Selik ve N. Satlıgan, İstanbul: Yardam Kitap.

Ollman, Bertell (2008). Yabancılaşma, çev. Ayşegül Kars, İstanbul: Yordam Kitap.

Woods, Alan ve Grant, Ted (2018). Aklın İsyanı, çev. U. Demirsoy ve Ö. Gemici, İstanbul: Yordam Kitap.

 

 

 

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.