Bülent GÜNDOĞMUŞ

Doğa Karmaşık ve Güzeldir

“Brezilya, Amazon Yağmur Ormanları: Herhangi bir kumandanı ya da sorumlusu olmayan, her bir neferi neredeyse kör ve en az seviyede akıl sahibi olan yarım milyonluk bir karınca ordusu, son derece uyumlu olarak gerçekleştirdiği yelpaze biçimindeki kütlesel hareketini devam ettirirken, önüne çıkan her şeyi yıkıp yok ederek ilerliyordu.  Yok edemediklerini ise sırtlarına yükleyip yollarına devam eden bu ilginç ordunun neferleri önlerine çıkan tümsekleri tırmanırken hiç yorulmuyorlardı. Futbol sahası büyüklüğünde ve oldukça sık ağaçlı bir ormanlık alana yapılan bu akın ve önlerine çıkan hayatların yok edilmesiyle geçen günün ardından, karınca ordusunun konaklayacağı gece sığınağının inşası başlayacaktı. Gece sığınağı, işçi karıncaların birbirine bağlanarak zincire benzer zırh gibi bir çember oluşturdukları, larvalar ve kraliçe karıncanın da oluşturulan bu zırhın merkezinde bulunduğu bir yapıydı. Bu canlı çember tan ağarırken, karıncaların teker teker çözülmeleriyle bozulacak ve koloni üyeleri ertesi günün yürüyüşü için yerlerini alacaktı.” [i] Bilgisayar bilimcisi Melanie Mitchell’in kaleme aldığı bu gizemli yolculuk, biyolog Nigel Franks’e göre “süper bir organizma” ve “kolektif bir akılla” karşı karşıya olduğumuzun işaretidir.

Karıncalar ve İnsanlar

Melanie Mitchell aynı çalışmasında devam eder: “Karınca ordusunun gizemi, ‘karmaşık’ olarak düşündüğümüz pek çok doğal ve sosyal sistemin küçük yapı taşları (microcosm) olmasıdır. Hiç kimse, karıncalar, termitler ve insanlar gibi topluluklar oluşturan sosyal organizmaların bir bütün olarak yaşamlarını sürdürme ihtimallerini artıran kolektif çalışmalar sonucu düzenli yapılar inşası için nasıl bir araya geldiklerini tam olarak bilemiyor. Benzer gizemli olaylara örnek olarak, anlaşılması güç bağışıklık sisteminin hastalıklara karşı direnişini; bir grup hücrenin kendilerini göz ya da beyin olarak organize etmelerini; ekonomideki bağımsız üyelerin kendi kazançları için çalışırken, karmaşık ve aynı zamanda yapısal bir küresel market oluşturmalarını; ya da zeka ve bilinç dediğimiz fenomenlerin zekaya ve bilince dair olmayan gerekli enzimlerden ortaya çıkmasını (emerge) – ki en gizemlisi budur –  verebiliriz.” [ii]

Akıl açıcı kitabı Gödel, Escher, Bach ’ta bir karınca kolonisiyle insan beyni arasında analoji yapan Douglas Hofstadter her ikisinin de kendi aralarında göreceli basit bileşenlerle sınırlı iletişim kurarak karmaşık ve sofistike davranış gösterebilen karmaşık sistemler olduğunu şiirsel bir dille anlatır. İnsan beyni, sayıları 100 trilyonu bulan nöronlardan oluşur ve nöronların davranışlarıyla bir koloniyi oluşturan karıncaların davranışları tuhaf ve gizemli bir benzerlik gösterir.[iii] Bu, karıncaların her birinin en az seviyede akıl sahibi olsa da, koloni oluşturacak biçimde bir araya geldiklerinde bir insan beyni gibi faaliyet gösterebildiklerinin en önemli işaretidir. Bu anlamda bir karınca kolonisi hem çevreye uyum sağlaması bakımından kendi kendini uyarlayan karmaşık sistemlere, hem kendi aralarında örgütlendikleri için kendi kendini düzenleyen sistemlere, hem de kaotik bir ortamdan düzen yarattıkları için belirme kavramına çok iyi bir örnektir.

Uzmanlara göre üyesi olduğu koloniden ayrı kalınca sadece üç gün yaşayabilen, ama binlercesinin oluşturduğu bir koloni halindeyken varlıklarını uzunca bir zaman sürdürebilen, yeryüzündeki kara hayvanları kütlesinin %15 – %20’sini, insan kütlesinin ise 10 katını oluşturan karıncalarla insanlar arasında davranış bakımından gerçekten tuhaf benzerlikler vardır ve bunlardan en önemlisi yukarda ifade edildiği gibi herhangi bir karınca kolonisinin insan beyni gibi davranabilmesidir. Lewis Thomas’a göre huzursuzluk yaratacak kadar insana benzeyen karıncalar insanlar gibi mantar yetiştirirler, orduları savaşa sokarlar, düşmanlarını korkutmak için sprey kullanırlar, esir alırlar, çocuk işçi kullanırlar ve durmaksızın bilgi alışverişi yaparlar; bir tek televizyon izlemezler.[iv]

Peki bu tuhaf benzerliğin sebebi nedir?

Karıncalar 110-130 milyon yıldan beri yaşamaktadırlar. İnsanımsıların geçmişi ise yaklaşık 10 milyon yıl öncesine dayanır. Sonra, yaklaşık 100.000 yıl öncesine kadar çeşitli evrim süreçleri geçirerek dallanıp budaklanan ve sırasıyla hominids, homo habilis, homo erectus ve homo neanderthalis olarak adlandırılan insangiller gelir. Bundan sonra da, yani 100.000 yıl ile 50.000 yıl öncesine kadar geçen süreçte modern insanın, yani homo sapiens’ in doğuşuna tanık oluruz.

Bu durumda atalarımızın beyinlerinin karınca kolonileriyle bir akrabalıkları var mıydı  sorusu ilginç olabilirdi. Eğer böyle bir şey mümkün olsaydı, ne kadar tuhaf ve çok uzun bir bağımlılık vakası olurdu!                                                                             

Doğa Karmaşık ve Güzeldir

Karınca kolonileriyle insan beyni arasında yapılan bu analoji doğanın hem karmaşık hem de güzel olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır.

Doğanın karmaşık ve güzel olduğuna şahit olmak için etrafımıza bakmak yeterlidir. Papatyanın merkezinden çevreye doğru hem düzenli hem de kaotik biçimde yayılan çiçekçiklerin, başını suya sokup hızla kaldırarak geriye doğru iten kadının saçlarının ve deniz kabuğunun fraktallaşarak Fibonacci dizisi oluşturduklarına şaşar, denizin derinliklerinden yüzeyine doğru daireler çizerek yükselen balıkların oluşturdukları su tünelinde kendimizi kaybetmek isteriz. Aniden ve beklenmedik bir biçimde çakan şimşeğin oluşturduğu fraktallar bizi korkuturken, erkek tavus kuşunun fraktallaşarak kabaran kanatlarını seyretmekten büyük zevk alırız. Her derde deva olan brokoli fraktalin güzelliğine, göçmen kuşların göç ederken rüzgarı kesmek ve yorulduklarında dinlenmek için birbirlerinin yerlerine geçerek (v) çizmeleri kaos teorisindeki kendi kendini düzenleyen sistemlere iyi birer örnektir.

Doğa

 

Notlar


[i] Mitchell, Melanie. Complexity: A Guided Tour, Oxford Üniversity Press, New Yok, 2009, s.3.

[ii] Ibid, p.4.

[iii] Hofstadter, R. Douglas. Gödel, Escher, Bach, Bir Ebedi Gökçe Belik, Çevirenler: Ergün Akça ve Hamide Koyukan, Kabalcı Yayınevi, İst., 2001. Karınca Fügü bölümünde Karıncayiyen, Akhilius ve Tospağa arasında geçen diyalogtan alınmıştır (s.359-385).

[iv] Thomas, Lewis. Lives of a Cells: Notes of a Biology Watcher, Penguin Books, 1978.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

, , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>