Şişeyle Yumurtayla!

Şimdi anlatacaklarım mazide kalmış olmakla birlikte kalbimde bir yaradır. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde simit satmak için ara sıra 106 Sokağa gelen yaşlı bir amca vardı. Mahallemize genellikle ilkbahar ya da yaz aylarında geldiğini sandığım bu amcayı, ince, zayıf, kısa boylu ve tam karınca ezmez bir tip olarak anımsıyorum. Adı Tahsin Aga’ydı.

“Haydi simiiit. Şişeyle, yumurtayla, simiiit. Haybeden yok, kazanda ye, simiiit.” Bu satırları yazarken bile neredeyse kırk beş yıl öncesine gittim, gözlerimden yaşlar damladı. “Haybeden yok, kazan da ye.” Uzaklardan ince, narin, kırılgan ve adeta sessiz bir ses gelir, hem de öyle gelirdi ki, içimizi yakardı.

Bu sesi duyar duymaz tüm çocuklar, annemize koşar, “haybeden yok geliyor” diyerek simit almak için para isterdik. Sonra da, simitlerimizi alarak “haybeden yok” amcayı neşeye boğardık.

Gerçekten de bu yaşlı amcadan birkaç şişe ya da yumurta karşılığında simit almak mümkündü. Bir defasında bir arkadaşımla birlikte, simit karşılında aldığı şişeleri, çarşıdaki bir şişeciye satarak paraya dönüştürdüğüne şahit bile olmuştuk.

Sonradan öğrendiğimize göre işin aslı şöyleydi: “Haybeden yok” amca bir gün hastalanmış ve doktora gitmek için oğlundan para istemiş. Karısı da öldüğü için oğlundan başka kimsesi olmayan “şişeyle, yumurtayla” amca, oğlundan, “baba, haybeden yok, kazan da ye” cevabını alınca, bu nakaratı tutturarak simit satmaya başlamıştı. Parası olmayanların da simit yiyebilmelerini sağlamak için, nakit dışında birkaç şişe ve yumurta karşılığında simit satan bu amcanın yüzünde, “malların mallarla mübadelesi”ni devam ettirmiş olmanın huzurunu taşıdığını her zaman görmeniz mümkündü. Yaşlı amcanın bu tutumu, aynı zamanda, oğlunun kendisine yaptıklarına bir cevap niteliği taşıyordu.

Kış aylarında kesinlikle görmediğimiz bu yaşlı amca havalar biraz serinleyince boynuna bir atkı takar, biz çocukların atkısıyla dalga geçtiğimizi görünce de sakin sakin, “Çocuklar, ben yaşlı bir adamım. Sesimi kaybedersem bu simitleri nasıl satarım” diye bizi hem uyarır hem de doğal olarak terbiyeye davet ederdi.

Işıklar içinde yat “haybeden yok” amca. Mekânında yumurta hiç eksik olmasın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir