Bülent GÜNDOĞMUŞ

“Too Marveleus for Words”

Başlıktaki ifade 1937’de yazılmış popüler bir şarkının başlığı ve “kelimelerle anlatılamayacak kadar harika” anlamına geliyor.[1]

Konuşmanın ne zaman ve nasıl icat edildiğini bilmiyoruz; lakin evcilleştirmenin besin arama ya da avcı – toplayıcı yaşam üzerine üstünlük kurmasıyla yazının ortaya çıktığından haberimiz var. Takriben M.Ö. 4500 yılına gelindiğinde Orta Doğu’da tarımsal işlemlere ve envanterlere dair kayıtlar ve kil tabletler yaygınlaşmıştı. Bundan beş bin yıl sonra Yunanlıların alfabeyi mükemmelleştirmeleriyle birlikte modern yazı sistemlerine geçiş tamamlandı.

lenguage

Kuşkusuz toplumsal yaşam dilden çok önce oluştu ve başlangıçta her şey kelimelerle anlatılamayacak kadar güzel ve büyüleyiciydi. Ancak Michel Foucault’nun ifade ettiği gibi “insana ait çatışmaların nesnesi olan dil”le birlikte bu güzellik ve büyü kaybolup gitti. John Zerzan’a göre nesnel gerçeklik bile dilin baskısına maruz kalarak tasfiye olup sınırlanır. Bu anlamda dil standartlaştırıcı bir özelliğe sahiptir. Örneğin matbaa makinesi lehçeleri ve diğer dil farklılıklarını bastırmış, mübadele ve iletişim için tekleştirici standartlar yaratmıştır. Bu bağlamda John Zerzan’ın aktardığı gibi, “sözcüklere mahkum” olduğumuzu söyleyen Marlene Nourbese Phlip’in Looking for Livingstone ’da dilin kökenlerine dair yazdıkları harika bir metafordur:

“Tanrı ilk önce sessizliği yarattı: tam, yekpare, bütün. Tüm yaratıklar – erkek, kadın, hayvan, böcek kuş ve balık – bu sessizlikle beraber mutlu bir şekilde hayat sürdüler ta ki bir gün erkek ve kadın birlikte yere uzanıp kendi aralarında ilk sözcüğü yaratana dek. Bu durum Tanrı’nın çok gücüne gitti ve sözcük torbasını öfkeyle dünyanın üzerine silkeleyip, evrenini sözcük yağmuruna tuttu. Tanrı’nın sözcük hazinesi tüm yaratıkların üzerine sağanak gibi yağdı, eskiden sessizlikten oluşan bütün, ebediyete dek bozuldu. Tanrı dünyayı sözcüklerle lânetledi ve bundan sonra erkek ve kadın, başlangıçtaki sessizliğe geri dönmek için sonsuza dek mücadele edecekti.”

Unutmayalım, en derin tutkular sessizce ve derinliklerde büyür. Kaybettiklerimizi, kimimiz hıçkırıklara boğulsak da, sessizce uğurlarız.

 

Notlar

[1] Zerzan, John. Makinelerin Alacakaranlığı, Çeviren: Rahmi G. Öğdül, Kaos Yayınları, İst., 2013. Too Marveleus for Words bölümünden özetlenmiştir (s.11-19).

 

 

, , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>